Sessiz bir kemer, bir saat.

İlk saat boyunca olay diyebileceğin hiçbir şey yok — göze, buzulun üstünde derece derece parlayan solgun bir kemer. Kamera aynı fikirde değil. Deklanşörü yeterince uzun açık tut, gri yeşile döner; gözün hiç erişemediği bir pembe, sırtın üstünde sütunlar hâlinde dikilir. Bu, büyüme evresi: Dünya’nın arkasındaki manyetosferin gerilmesi, enerji depolaması, tuttuğu şeyin boyutuna dair hiçbir işaret vermemesi.
Böyle gecelerde sakinliğe güvenmemeyi öğrenirsin. Fazla sessiz bir kemer, çoğu zaman tüm gökyüzünün bir anda vermeden önceki nefes alışıdır.
Fazla sessiz bir kemer, çoğu zaman tüm göğün bir anda vermeden önceki nefesidir.
Son sakin dakikalar aslında sakin değil. Bant ufku bırakmış, artık kendi üstüne katlanıyor, ışınlar atıyor — ve üst kenarında, yükseklerde, ilk kızıl leke. Fark edildi, henüz anlaşılmadı.
23:22. İki dakika kaldı, ama bunu henüz kimse bilmiyor.







